Kayıtlar

🌘 52.   Bölüm: Gölgenin İçinde Kim Var? Emir’in gidişinden sonra Güneş’te zaman durmuş gibiydi. Her şey aynıydı ama hiçbir şey eskisi gibi değildi. Sabahları kahvaltı masası eksikti, sahil sessizdi, telefon… sessizdi. Ama sonra… bir şey fark etmeye başladı. Bir gün, kafede otururken, Miran’ın camın dışında biriyle hızlıca konuşup uzaklaştığını gördü. O anlık bakışta sadece siyah bir ceket, kısa bir baş selamı ve kaybolan bir silüet kalmıştı aklında. İçinde bir huzursuzluk doğdu. “O adamı daha önce görmüş müydüm?” Ertesi gün, eski defterlerini toparlarken Emir’in çizdiği bir not kâğıdı yere düştü. Arkasında küçük bir kelime vardı: “Dikkat et. Herkes göründüğü gibi değil.” Güneş’in kalbi sıkıştı. Bu mesaj onun için miydi? Yoksa Emir bir şeyleri daha önceden fark mı etmişti? ☁️ GECE – GÜNEŞ’İN CAMI ÖNÜ Bir gece, odasında otururken sokağın köşesinde duran iki kişiyi fark etti. Biri uzundu, elinde telefon vardı. Diğeri daha sakindi, yüzü görünmüyordu. Ama sonra uzun olan adam c...
📖 51.   Bölüm: Gidişin Sessizliği ☀️ KAFEDEN SONRA – GÜNEŞ & MİRAN Kafeden çıkarlarken güneş batmak üzereydi. Güneş, Miran’ın yanında yürüyordu. İlk defa yanında yürürken onu bir yabancı gibi değil, tanımaya çalıştığı biri gibi hissediyordu. Aralarında hâlâ çözülmemiş çok şey vardı, ama artık sessizlik acıtıcı değildi. “Ben seni yıllarca rüyamda büyüttüm,” dedi Güneş yavaşça. Miran sustu. “Bazen hiç var olmadığını düşündüm. Ama şimdi... burada yürüyorsun. Gerçekmişsin.” Miran durdu. “Elimde olsa her sabah kahvaltını ben hazırlardım. Ama şunu bil Güneş... bu geç gelen bir özür değil. Bu, şimdi başlayabilecek bir hikâye teklifi.” Güneş cevap vermedi. Sadece başını eğdi. Sonra hafifçe başını salladı. “Zamanla,” dedi. AKŞAM – EMİR VE GÜNEŞ O gece, Güneş'in telefonu çaldı. Emir'di. 📲 Emir: "Biraz nefes alalım mı? Bu sefer piknik yok, söz." Güneş gülümsedi. "Sadece sen olduğun sürece, başka hiçbir şeye gerek yok." Birlikte sahile gittiler. Bu defa...
  ☀️ 50. KAFENİN KIYISINDA Güneş, denizin kokusunu içine çekti. Sabah Emir’in hazırladığı piknikten sonra aklında kalan tek şey onun gözleri olmuştu. Ama karşılarına çıkan o adam, denizi de rüzgarı da gölgeledi. Miran Vural. Pilot. Ve babası. Bir anlık sessizlik oldu, sonra Güneş, Emir’in eline baktı ve hiç tereddüt etmeden konuştu: “Onun yanında dinlemek istiyorum her şeyi. Emir’den saklamam gereken bir şey yok.” Miran başını eğdi, “Pekâlâ… ama bu sokakta konuşulmaz,” dedi. Kendilerine tenha bir kafe buldular. ☕️ KAFENİN İÇİ Üçü aynı masadaydı. Güneş gözlerini Miran’dan ayıramıyordu. İçinden gelen binlerce soruyu bastırmaya çalışıyor, nefes almayı unutmamak için bardağına uzanıyordu. Miran anlatmaya başladığında, Güneş’in dünyası bir kez daha altüst oldu. Her kelime, yıllardır cevapsız kalan bir başka sorunun kapısını aralıyordu. O sırada Emir, sandalyesinden hafifçe kalktı. “Lavaboya gidiyorum,” dedi sessizce. 🚻 KAFENİN ARKASINDA Lavaboya gitmek bahaneydi. Cebin...
  ☀️ 49.   Bölüm: Gecikmiş Bir Karşılaşma (Sahilde, sabahın erken saatleri) Güneş, alarm sesiyle gözlerini araladığında hâlâ uykuluydu. Perdenin arasından sızan ışık odasını yumuşak bir sarıya boyamıştı. Tam yeniden yorganın altına girecekti ki telefonuna gelen mesaj dikkatini çekti. 📩 Emir : Hazırlan Güneş. Bugün deniz kokusu ve sürpriz kokusu birbirine karışacak. Küçücük bir gülümsemeyle yataktan fırladı. Hâlâ uykulu olsa da, kalbi çoktan uyanmıştı. Yarım saat sonra, sahildeki küçük bir koyda buluşmuşlardı. Emir bagajdan bir sepet çıkardı; içinden termoslar, sandviçler, börekler, meyve suyu... hatta bir çiçek bile vardı: küçücük bir papatya. “Sahur gibi kahvaltı ama daha manzaralı,” dedi gülümseyerek. Güneş gözlerini kısıp ona baktı. “Yani diyorsun ki... başka kızları da böyle kandırıyor musun?” Emir güldü. “Yalnızca seni,” dedi hafifçe. “Ama sen zaten çoktan kanmamış mıydın?” Güneş kıkırdadı. Aralarındaki bu saf, tatlı atışmalar huzurlu bir fon müziği gibiydi. Den...
  📖48.  Bölüm: Gölgedeki Gerçekler ☀️ Güneş elinde kahvesiyle sahil boyunca yürüyordu. Hava biraz serin, ama rahattı. Yanında Emir vardı, sessiz ama huzurlu. Onlar konuşmadığında bile etrafları konuşuyor gibiydi. Dalgaların sesi, uzaktan gelen gitar ezgisi, birkaç çocuğun kahkahası... “Bazen...” dedi Emir, kahvesinden bir yudum alıp, “...bazı insanlar geçmişin enkazıyla tanışmadan geleceğe güvenemez.” Güneş başını çevirip baktı. “Sen geçmişini geride bırakabildin mi?” Emir hafifçe güldü. “Ben bıraktım sanıyordum. Ama sonra sen geldin. Geçmişime de, geleceğime de aynadan baktırdın.” Güneş başını eğdi. Bazen duymak istemediği sözleri en doğru kişiler söylerdi. Tam o sırada bir grup yaklaştı. Aslı, Eray ve birkaç tanıdık yüz daha... Güneş hemen gülümsedi. “Aslı!” diye seslendi ve hemen koşup sarıldı. Emir arkasından yavaşça geldi. Grup büyüdü, kahkahalar çoğaldı, sohbetler hızlandı. Herkes kendi hikâyesini anlatıyordu. Eray bir gün önce yaşadığı komik bir olayı patlatt...
  ☀️ 47. bölüm    GÜNEŞ’İN GÜNLÜĞÜ – “Geceye Fısıldanan Emir” Bugün… Bugün ilk defa geçmişimin gölgesi peşimden gelmedi. Bugün, biri bana geçmişimi unutturmadı… sadece onunla baş etmeyi kolaylaştırdı. Emir. Adı bile kısa ama etkisi… tarif etmesi zor. Onu tanıyalı çok olmadı. Ama sanki uzun zamandır hayatımda var gibi. Bir kalabalığın ortasında biri seni fark ettiğinde hissedersin ya, öyle biri. Göz göze geldiğinde “sen farklısın” bakışı atanlardan. Ama bunu çaktırmadan yapanlardan. Bugün… bana mesaj attı. Geceydi, herkes uykudaydı, dünya sessizliğe gömülmüştü. Ama içimde bir kıpırtı vardı. "Canım sıkıldı" dedi. Bir mesajla başlayan gece, küçük bir çılgınlıkla sahile uzandı. “Hazırlan, dışarı çıkıyoruz” dediğinde... gözüm bir an saate kaydı. Geceydi. Karanlıktı. Eskiden olsa cesaret edemezdim. Ama içimden bir şey, “git” dedi. Sanki onunla yürünecek karanlıklar, daha az ürkütücüydü. Ve çıktım. Sahile vardığımızda, dalgalarla karışan kahkahalarımız vardı. Asl...
  ☀️ 46. SAHNE – KAFEDEN SAHİLE, TAM BİR KARMAN ÇORMANLIK Emir defteri alelacele çantasına sıkıştırmaya çalışırken Aslı yerinde duramadı. “Yok yok! O çizimi bir daha göreceğim. Güneş! Bu resim sensen, seni baya güzel çizmiş.” Emir dayanamayıp gülümsedi, “Yani sonuçta model güzel olunca…” Aslı abartılı bir öksürük koyverdi. “HİÇ DUYMADIM EMİR? Model mi dedin? Yok artık, romantik çizerimiz olmuş!” Mert de söze karıştı: “Emir bir şey çizince sanatsal oluyor, ben çizince çöp adam diye dalga geçiyorsunuz. Çifte standart bu!” Güneş kahkahasını tutamadı. “Çöp adamlar da değerlidir Mert, senin ki soyut sanat.” Hep birlikte kalktılar, “Bir yürüyelim sahilde!” diyerek. Aslı hemen organizatör moduna geçti. “Tamam! Bir yürüme yarışması yapalım mı? Ama kuralsız!” “Kuralsız ne demek?” dedi Emir. “Asla düz yürümeyeceksin! Ya dans ederek ya da saçma sapan bir şekilde!” İlk olarak Aslı başladı, zıp zıp zıplayarak. Güneş, “Sen kurbağa mısın?” diye bağırdı gülerek. Emir, Güneş’in yanı...