📖48. Bölüm: Gölgedeki Gerçekler ☀️

Güneş elinde kahvesiyle sahil boyunca yürüyordu. Hava biraz serin, ama rahattı. Yanında Emir vardı, sessiz ama huzurlu. Onlar konuşmadığında bile etrafları konuşuyor gibiydi. Dalgaların sesi, uzaktan gelen gitar ezgisi, birkaç çocuğun kahkahası...

“Bazen...” dedi Emir, kahvesinden bir yudum alıp, “...bazı insanlar geçmişin enkazıyla tanışmadan geleceğe güvenemez.”

Güneş başını çevirip baktı.
“Sen geçmişini geride bırakabildin mi?”

Emir hafifçe güldü.
“Ben bıraktım sanıyordum. Ama sonra sen geldin. Geçmişime de, geleceğime de aynadan baktırdın.”

Güneş başını eğdi. Bazen duymak istemediği sözleri en doğru kişiler söylerdi. Tam o sırada bir grup yaklaştı. Aslı, Eray ve birkaç tanıdık yüz daha... Güneş hemen gülümsedi.

“Aslı!” diye seslendi ve hemen koşup sarıldı. Emir arkasından yavaşça geldi. Grup büyüdü, kahkahalar çoğaldı, sohbetler hızlandı.

Herkes kendi hikâyesini anlatıyordu. Eray bir gün önce yaşadığı komik bir olayı patlattı, Aslı hemen Güneş’in kulağına eğilip:

“Şu Emir çok iyi biri ya. Ama fazla gizemli. Yakışıyor ama, değil mi?”
Güneş hafif güldü, ama cevap vermedi.

Saat gece yarısını geçince, herkes birer birer ayrıldı. Emir ile Güneş geriye kaldı. Sahil sessizleşti. O sırada Emir ceketini çıkarıp yere oturdu, çantasını açarken defterini yere koydu. Telefonunu ararken, defterin arasından küçük bir kâğıt parçası düştü.

Güneş eğildi, aldı.
“Bu düştü,” dedi.

Kağıdı çevirdiğinde donakaldı.
Küçük bir karakalem çizim…
Kendisi.
Sahilde, saçları rüzgarda uçuşurken, dalgalara karşı yürüyen bir hâli...

Altında ise küçücük harflerle şu yazıyordu:

“Gözlerin gözlerime değince, felaketim olurdu ağlardım…”

Güneş gözlerini kaldırdı. Emir hala defterini topluyordu ama biraz mahcup olmuştu.

“Ben... sadece çizmeyi seviyorum,” dedi.
Güneş usulca yaklaştı.

“Ve sen... sadece hissetmeyi,” dedi fısıltıyla.

✍️ GÜNEŞ’İN GÜNLÜĞÜ (Gece – Odasında)

Bugün...
Bugün her şey fazla güzeldi.
Emir gülümsediğinde içimde yıllardır susmuş bir şey kıpırdadı sanki.
Onunla konuşmak zor değil. Ama onunla susmak, en huzurlu şey.

Emir sanki benim için değil, beni ben olduğum için yanında tutmak istiyor.
O çizimi gördüğümde anladım ki, beni gören biri var artık.
Sadece gözümle değil, içimle gören biri.
Bana bakarken geçmişimi aramıyor, geleceğimi planlamıyor.
Sadece şimdide kalıyor.
Ve bu çok kıymetli.

Belki de biriyle sonsuza dek değil, bir anlığına tam hissetmek gerekiyordur.

Ama yine de...
Kalbimin bir köşesinde onun cümlesi yankılanıyor:

“Sana bir yer bırakıyorum... eğer kalmak istersen.”

“Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim...”

— Attilâ İlhan | Yağmur Kaçağı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar