☀️47. bölüm GÜNEŞ’İN GÜNLÜĞÜ – “Geceye Fısıldanan Emir”
Bugün… Bugün ilk defa geçmişimin gölgesi peşimden gelmedi.
Bugün, biri bana geçmişimi unutturmadı… sadece onunla baş etmeyi kolaylaştırdı.
Emir.
Adı bile kısa ama etkisi… tarif etmesi zor.
Onu tanıyalı çok olmadı. Ama sanki uzun zamandır hayatımda var gibi. Bir kalabalığın ortasında biri seni fark ettiğinde hissedersin ya, öyle biri. Göz göze geldiğinde “sen farklısın” bakışı atanlardan. Ama bunu çaktırmadan yapanlardan.
Bugün… bana mesaj attı.
Geceydi, herkes uykudaydı, dünya sessizliğe gömülmüştü.
Ama içimde bir kıpırtı vardı.
"Canım sıkıldı" dedi.
Bir mesajla başlayan gece, küçük bir çılgınlıkla sahile uzandı.
“Hazırlan, dışarı çıkıyoruz” dediğinde... gözüm bir an saate kaydı. Geceydi. Karanlıktı. Eskiden olsa cesaret edemezdim.
Ama içimden bir şey, “git” dedi.
Sanki onunla yürünecek karanlıklar, daha az ürkütücüydü.
Ve çıktım.
Sahile vardığımızda, dalgalarla karışan kahkahalarımız vardı. Aslı, Mert, Emir...
Bir grup genç, bir müzik, biraz saçmalık, bolca kahkaha.
Ama... ben Emir’i izledim.
Çaktırmadan. Sessizce.
Onun gülüşü biraz garip; sanki hem mutlu hem yorgun.
Bir anda çok olgun, bir anda çocuk gibi.
Bir gözlemci gibi... Her şeyi fark ediyor ama yorumlamıyor.
Benimle konuşurken gözlerime bakıyor. Ama kelimeleri dudaklarından değil, kalbinden çıkıyor gibi.
Bazen sadece sessizliğiyle konuşuyor.
Ve sessizliği bile içimi ısıtıyor.
Bugün Emir, not defterini çantasından çıkarırken bir çizim düştü yere.
Ben fark etmesem de, kalbim anladı önce.
Çizim… benimdi.
Üstelik öylesine değil.
O çizimin içine, beni görmüş. Duruşumu, gülüşümü, saçlarımı değil... beni.
O kağıdı elime aldığımda sadece bir resim değil, bir bakış hissettim.
Anlamaya çalışan, anlatmak istemeyen bir bakış.
Emir...
Seninle birlikteyken geçmişim susuyor.
Kim olduğumu unutmuyorum ama… kim olabileceğimi hatırlıyorum.
Seninle birlikteyken her şey daha kolay gibi.
Yaralarım görünmüyor belki ama sen onları incitmeden sarıyorsun.
Çünkü sen hiç “iyileş” demedin.
Sadece yanımda durdun.
Bir ses, bir bakış, bir resim…
Hepsi sessizce şunu söylüyor: “Ben buradayım.”
Ve biliyor musun?
Bu gece yıldızları izlerken içimden şu geçti:
"Ferhat geçmişti... ama Emir belki ihtimallerin toplamıydı."
Belki de gönlümde uzun zaman sonra açılan küçük pencerenin önünde, sen oturuyorsun sessizce.
Girmeye çalışmadan.
Ama gitmeden.
Ve bu yazdıklarımı biri okusa "aşık mı olmuş bu kız?" diyebilir.
Ama hayır.
Henüz değil.
Belki hiç değil.
Ama... bir şey var.
Ve bu “bir şey” içimi hafifletiyor.
Belki yarın daha çok güleriz.
Belki yine saçma yürüyüş yarışları yaparız.
Belki o çizim bir gün duvarda olur.
Belki de sadece bu anlarda kalırız.
Ama şu kesin:
Sen olduğun için, bu gece güzeldi.
Ve sonra günlüğümü kapatmadan önce, aklıma bir şiir geldi.
“gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayaksız yürümek,ansızın çoğalmak
birdenbire delirmek gibi
bir şey
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım”
– Attila İlhan, Yağmur Kaçağı
Yıllar önce bir kitapta altını çizdiğim satırlar…
Bugünle, bu gecenin duygusuyla, Emir’le bir şekilde örtüşen satırlar:
Yorumlar
Yorum Gönder