☀️49. Bölüm: Gecikmiş Bir Karşılaşma
(Sahilde, sabahın erken saatleri)
Güneş, alarm sesiyle gözlerini araladığında hâlâ uykuluydu. Perdenin arasından sızan ışık odasını yumuşak bir sarıya boyamıştı. Tam yeniden yorganın altına girecekti ki telefonuna gelen mesaj dikkatini çekti.
📩 Emir:
Hazırlan Güneş. Bugün deniz kokusu ve sürpriz kokusu birbirine karışacak.
Küçücük bir gülümsemeyle yataktan fırladı. Hâlâ uykulu olsa da, kalbi çoktan uyanmıştı.
Yarım saat sonra, sahildeki küçük bir koyda buluşmuşlardı. Emir bagajdan bir sepet çıkardı; içinden termoslar, sandviçler, börekler, meyve suyu... hatta bir çiçek bile vardı: küçücük bir papatya.
“Sahur gibi kahvaltı ama daha manzaralı,” dedi gülümseyerek.
Güneş gözlerini kısıp ona baktı. “Yani diyorsun ki... başka kızları da böyle kandırıyor musun?”
Emir güldü. “Yalnızca seni,” dedi hafifçe. “Ama sen zaten çoktan kanmamış mıydın?”
Güneş kıkırdadı. Aralarındaki bu saf, tatlı atışmalar huzurlu bir fon müziği gibiydi. Denizden gelen hafif rüzgar, dalgaların çarpan sesi, kuşlar... Her şey olması gerektiği gibiydi.
Yere örtü serdiler. Sandviçlerini yerken, Güneş bir anda ayağa kalktı.
“Hayır, bu böreği sen mi yaptın?”
Emir başını eğdi. “Anne tarifiydi. Ama ben pişirdim.”
Güneş hayranlıkla baktı. “Yani çiziyorsun, yemek yapıyorsun, sustuğunda bile anlamlısın. Tek sorun... fazla iyisin.”
Emir ona baktı. “Seninle aynı sabaha uyanan biri kötü olamaz zaten.”
O sırada Emir termosları toplarken Güneş manzaraya daldı. Ama birkaç adım ötede birinin ayakta durduğunu fark etti. Siyah kot pantolon, koyu renk deri ceket ve güneş gözlükleri… Yanında küçük bir köpek vardı. Yavaşça onlara yaklaştı.
Güneş istemsizce ayağa kalktı. Adam tam önünde durduğunda, gözlüklerini çıkardı.
“Sen...” dedi Güneş, kelimeleri yutkunarak.
“Seni yıllardır görmedim ama... tanımamak mümkün değil.”
Adam başını hafifçe eğdi.
“Merhaba Güneş,” dedi.
“Sana söyleyecek çok şeyim var. Ama önce... dinlemen gerek.”
Emir hemen yaklaştı.
“Güneş, iyi misin?”
Miran gözlerini Emir’e çevirdi. “Demek sensin…” dedi.
“Onu bu kadar koruyan çocuk.”
Güneş başını çevirdi.
“Bu... Miran Vural. Babam.”
Güneş’in elleri titriyordu. Annesinin yıllardır adını bile anmak istemediği adam, şimdi onun önündeydi. Ne intikam için, ne sevgi için. Sadece... bir şeyler söylemek için gelmiş gibiydi.
Emir sessiz kaldı. Güneş’in neye ihtiyacı varsa, o olmaya hazırdı. Ama şimdi ilk defa, onun geçmişiyle doğrudan yüzleştiğini gördü.
Yorumlar
Yorum Gönder