☀️43.bölüm gece notu 

Yorganına sarılıp tavana bakıyordu.
Telefon elinde, ama ekran kilitli.
Düşünceleri Emir’deydi.

“Ayçöreği gibisin,” demişti.
“İçinde tarçın gibi hikâyeler var.”

Gülümsedi.
İlk defa biri, onu geçmişi olmadan da sevilesi bulmuştu.
Ve bu... güzeldi.

Ama...
Ama hâlâ göğsünün bir köşesinde bir ad vardı.
Ferhat.

“İki yıl sonra...”
Bu cümle, Emir’in bütün sıcaklığının arasına kar gibi yağıyordu.

Yine de…
Güneş o gece bir ilk yaptı.
Günlüğüne “bugün çok güldüm” yazdı.
Uzun zamandır ilk defa.

Saat 22.47
Güneş odasında tavanı izliyordu.
Telefonuna bir mesaj düştü:

Emir:

“Canım çok sıkılıyor. İnsanlarla doluyum ama kimseyle konuşasım yok. Bu çok garip bir yalnızlık.”

Güneş, bir süre ekrana baktı.
Parmakları mesaj yazdı, sildi.
Sonra içinden geldiği gibi yazdı:

Güneş:

“Ben de biraz tuhafım. İstersen iki tuhaf bir araya gelsin?”

Emir:

“Geleyim mi? Yoksa sen mi çıksan? Sahil bugün çok güzelmiş. Uğultulu ama huzurlu.”
“Bence sen gel. Geceye biraz meydan oku.”

Güneş bir an duraksadı.
Uzun zamandır gece dışarı çıkmamıştı.
Ama içinden bir ses, “hazırlan” dedi.

Beş dakika sonra saçlarını dağınık bir şekilde topladı, üstüne kalın bir hırka geçirdi.
Telefonunu aldı, bir mesaj attı:

Güneş:

“Geliyorum. On dakika. Sahilde buluşalım

🌊 SAHİLDE

Emir onu karanlıkta bekliyordu.
Elinde iki sıcak kahve vardı.
Güneş yaklaşınca yüzünde çocukça bir gülümseme belirdi.

“Geldin,” dedi.
“Evet… galiba geldim,” dedi Güneş, rüzgâr saçlarını savururken.

Beraber yürümeye başladılar.
Kahveleri içerken sokak lambalarının altında yürüdüler, sonra Emir cebinden bir çikolata çıkardı.

“Tatlısız gece mi olur?”
Güneş güldü.

Tam o sırada, sahil köşesinden bir kahkaha sesi geldi.
Aslı’nın sesi.
Ve onun arkadaşları.

Güneş bir an duraksadı.
Aslı onları fark etti.

“As bayraklarııı! Kraliçem gece dışarı çıkmış!” diye bağırdı.
Herkes dönüp baktı.

Güneş kahkaha attı.
“Ne yapayım, Emir suçlu.”

“Hoş geldin Emir, kraliçeyi geceyle tanıştırmışsın!”
Biraz şaşkın, ama içten bir hoşlukla Emir onlara katıldı.

Grup biraz yürüdü, sonra birinin aklına bir fikir geldi:
“Haydi dilek taşları bırakalım denize!”
Her biri bir taş buldu, üzerine dilek yazdı.

Güneş: “Kalbim özgür olsun, ama yine de hissedebilsin.”
Emir: “Biri sadece beni anlasın.”
Aslı: “Yaz tatiline kadar üç aşık birbirine girsin, ben izleyeyim.”

Sonra biri:
“Hadi kovalamaca oynayalım, loser denize ayak sokacak!”

Ve oyun başladı.
Güneş çığlık çığlığa koşarken Emir onu kovaladı.
Ayakları kuma batıyor, kahkahalar göğe karışıyordu.

Emir sonunda yakaladı onu, yere düşmediler ama çok yaklaştılar.
Nefes nefeseydi ikisi de.
Bir an göz göze geldiler.
Ama Emir, Güneş’in bakışında Ferhat’ı gördü, o yüzden sadece gülümsedi.

🌙 GECENİN SONU

Gece bittiğinde Güneş, “iyi ki gelmişim,” dedi.
Emir sadece başını eğdi:
“Ben de iyi ki mesaj atmışım.”

Aslı sessizce Güneş’in kulağına fısıldadı:
“Fena çocuk değil ha… Ama sen hâlâ birilerini bekliyorsun gibi. Yanılıyor muyum?”

Güneş sadece gülümsedi.
Rüzgâr gibi geçmiş, Emir gibi şimdi…
Ama Ferhat…
O hâlâ kalbinin karanlık köşesindeydi.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar