☀️42. Bölüm: “Çayın Tadı”
Kafeden çıktıklarında hava iyice serinlemişti.
Güneş kollarını kavuşturdu, hafif ürperdi.
Emir hemen ceketini çıkardı. “Al, üşüme.”
“Yok yok, ben—”
“Güneş, üşürsen kediler bile seni alaya alır.”
Ceketi omzuna aldı. Gülümsedi.
“Sen hep böyle misin? Yani… tatlı.”
Emir omuz silkti. “Ben mi tatlıyım? Yoo. Sadece iyi çay yaparım.”
“Yani özel bir yetenek.”
“Yani özel insanlar içindir.”
Güneş hafifçe kızardı ama hemen konuyu değiştirdi.
“Sahi… sen neden böyle şeyler yapıyorsun? Mama dağıtmak falan?”
Emir başını kaldırıp gökyüzüne baktı.
“İnsan bazen kendini bir şeye faydalı hissedince nefes alabiliyor. Ben de… elimden gelenle uğraşıyorum. Bazen hayvanlar, bazen insanlar.”
Sonra Güneş’e döndü.
“Bazen de... senin gibi bir kızın yüzünü güldürmekle.”
Güneş gözlerini kaçırdı. Ama yüzünde bir tebessüm vardı.
“Senin bu cümlelerin hep böyle mi, yoksa bu gece mi özel?”
Emir yavaşça yürümeye başladı.
“Bu gece biraz özel olabilir. Ayçöreği gibisin çünkü. İlk bakışta sıradan, ama bir ısırık alınca içinden tarçın gibi hikâyeler çıkıyor.”
Güneş bu kez kahkaha attı.
“Seninle konuşmak… hem garip hem de… rahat.”
Emir durdu. Cebinden küçük bir not defteri çıkardı.
“Ne yazıyorsun?” dedi Güneş.
Emir cümlesini kısaca mırıldandı:
“‘Rahat hissettiren kız, hâlâ geçmişe bağlı. Ama yanında gülümsüyor.’”
Güneş dondu.
“Bu… ben miyim?”
Emir gözlerini kaçırdı ama sesi yumuşaktı.
“Senin gibi yazılacak insanlar az kalmış.”
Yorumlar
Yorum Gönder