☀️ 42.Bölüm: “Kokusunda Bir Hatıra” 

Emir küçük bir kafede durdu.
“Gel, çay ısmarlayayım. Bugünlük Ayçöreği’nin kahramanıyız sonuçta.”

Güneş omuz silkti. “Çay varsa varım.”

Küçük tahta bir masa. İki bardak buhar çıkaran çay. Sokak lambasının altında… hafif loş.

Emir içinden gülerek sordu:
“Peki senin o yüzünü düşürdüğün kişi… kimdi?”

Güneş çayına baktı. Bir an sustu. Sonra:
“Bir çocuk… İki yıl sonra tekrar buluşacağız demişti.”

Emir gözlerini kıstı. “Klasik mi romantik mi?”

Güneş güldü. “İkisinin karması. Kalbimi kırdı ama ona hâlâ kırgın değilim… saçma değil mi?”

Emir başını iki yana salladı.
“Bence değil. Bazen bazı insanlar... kalbini kırsa bile onlara ‘kırılmak’ bile gelmiyor içinden. Çünkü bir yerin hâlâ onlarla bağlı.”

Güneş gözlerini ona dikti. Bu cümleyi Ferhat söyleseydi… muhtemelen yine ağlardı.

“Senin biri var mı?”
Emir çayını karıştırdı.
“Eskiden vardı. Şimdi sadece... ismi telefonda engelli listemde.”

İkisi birden kahkaha attı.
Güneş eğilerek sordu:
“Dur, söyle! Niye engelledin?”

Emir kaşlarını kaldırdı. “Çünkü üç farklı kişiye aynı şiiri yazmış. Üçümüz de gruba girince fark ettik.”

Güneş masaya vurdu, gülmekten gözlerinden yaş geldi.
“Yemin ederim İstanbul’un en iyi dedikodusunu sen anlatıyorsun!”

Emir gülümsedi.
“İstersen yarın da anlatırım. Birlikte yine mama dağıtırız.”

Güneş durdu. Bir an sessizlik oldu.
“Olabilir…”

Ama içinden bir ses “Ferhat bunu bilse…” dedi.

Sonra Emir sordu:
“Bu çocuk… geri gelirse… ona ne dersin?”

Güneş gözlerini uzaklara dikti.
“‘Güneşim’ derse… hiçbir şey diyemem. Ama bir daha giderse, bu defa arkasından  bakmam.”

   

💭 Emir o gece Güneş’e yazmadı. Ama ertesi sabah, bir sokak kedisinin fotoğrafını gönderdi. Altına da bir cümle:
“Ayçöreği seni özledi. Ben de biraz.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar