☀️ 41.Bölüm: “İsmi Rüzgârda Kaldı”
Güneş, yardım kutularını taşıyan çocukla yavaşça yürüyordu.
“Ben Emir,” dedi çocuk.
“Ben de... Güneş.”
Emir gülümsedi. “İsmini duyunca şaşırmadım. Işığın var.”
Güneş kısa bir kahkaha attı. “Bunu söyleyen ilk sen değilsin.”
İstanbul’un arka sokaklarında mama ve su kaplarını bırakırken, Güneş ilk kez haftalardır kendini biraz hafif hissediyordu. Emir garipti, ama iyi bir garip. Her hayvana bir isim veriyordu.
“Bu tombik mesela... Ayçöreği. Çünkü her zaman çörek çalıyor.”
İkisi de güldü.
Sonra, Güneş bir anda sordu:
“Parfümün neydi?”
Emir bileğine sıktı, uzattı.
Güneş kokladı.
Aynı koku. Ferhat’ın kokusu.
İçine bir şey oturdu.
“Birine mi benzettin?”
Emir’in bakışları ciddileşti.
Güneş başını çevirdi.
“Evet… ama o sen değilsin. Sadece... bir şeyleri anımsattın.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Emir, mama kabını bırakırken ellerini kirletti.
Güneş dayanamayıp su şişesini uzattı.
“Elini yıka, sonra da buraya gel… Ayçöreği seni bekliyor.”
İkisi de gülmeye başladı.
Bir anlık hafiflik. Gözyaşı yok. Geçmiş yok. Sadece bugünün içindeydiler.
Yolda dönerken Emir sordu:
“İnsan bazen unutmak ister değil mi?”
Güneş başını salladı.
“Bazen unutmak değil… sadece durdurmak ister.”
Emir cebinden bir kâğıt çıkardı.
Üzerinde şu yazılıydı:
"Unuttuğun her şey bir gün seni bulur."
“Bunu biri bana vermişti,” dedi.
“Şimdi sana bırakıyorum.”
Güneş o kâğıdı aldı.
Cebine koydu.
Kalbine değil… çünkü orası zaten doluydu.
💭 O gece yatağında uzanırken Emir’i değil, Ferhat’ı düşündü.
Ama gülümsedi. Çünkü artık her acı, biraz da umut kokuyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder