☀️ Bölüm 37 • Takip ☀️

Güneş, o gün defterine hiçbir şey yazamadı. Kalemi eline aldı, bırakttı. Aklında sadece bir şey vardı:
Rüzgar saklıyor. Hem de büyük bir şey.
Ve o sakladığı şey, Güneş’in canını yakacak gibiydi.

O akşam üstü, Rüzgar tamirhaneyi kilitleyip hızlı adımlarla uzaklaşırken, Güneş uzaktan onu izliyordu. Siyah montunun kapüşonunu geçirmiş, ara sokaklardan yürüyordu.
Sanki biri onu izliyor gibiydi ama o da bunu umursamıyor gibiydi.

Güneş ise gölgelerden sessizce onu takip ediyordu. Bir süre sonra Rüzgar bir binaya girdi. Bina terkedilmiş görünüyordu. Camları kırık, kapısı paslı.
Güneş biraz daha yaklaştı. Duvarın dibinde diz çöktü, kulak kabarttı.

İçeriden boğuk sesler geliyordu.

“Sen neden hâlâ o kızla görüşüyorsun?”

“O bizim planımıza zarar verebilir.”

“Pilot’un kızı olduğunu sen de biliyorsun, Rüzgar.”

Pilot’un kızı.
Yine aynı cümle.
Güneş’in içi buz kesti. Ama bir saniye sonra kapı hızla açıldı.

“Güneş?!”

Rüzgar’ın gözleri kısıldı. Onu karşısında görünce öfkeyle yaklaştı.
“Sen… beni takip mi ettin?!”

Güneş, gözlerini kısmadan cevap verdi.
“Ben gerçekleri öğrenmeye çalışıyorum. Sakladığın ne varsa, artık anlat.”

Ama konuşmalarına fırsat kalmadan arka kapıdan üç adam birden çıktı.
Hepsi Rüzgar’a döndü.
“Onu mıh gibi takip eden kız bu ha?”
“Bıraksaydın gölge olsaydı, şimdi Güneş gibi parladı…”

Adamlar Rüzgar’a doğru yürüdü. Rüzgar bir adım öne çıktı ama adamların niyeti belliydi.
Biri kemerinin arkasından bir şey çıkardı.
Güneş korkmadan ileri atıldı.

“Benden uzak durun!” diye bağırdı, sesi sokağı titretti.
Eline geçirdiği taş parçasını savurdu, birinin koluna isabet etti. Rüzgar da o an adamın suratına bir yumruk attı.

Kısa bir arbede oldu. Güneş yere düştü ama çabucak toparlandı.
Rüzgar onu arkasına aldı.
“Neden buradaydın?”
Güneş gözlerine dik dik baktı.
“Çünkü sen susuyorsan, ben konuşacağım. Çünkü suskunluk bazen en büyük yalan.”

Adamlar kaçtı. Rüzgar, Güneş’e döndü.
“Bu çok tehlikeli. Senin burada olman… yanlış.”

Güneş derin bir nefes aldı.
“Biliyorum. Ama ben yanlış insan değilim. Yanlış yerde olabilirim ama asla geri adım atmam.”

Bir anlık sessizlik… Sonra Rüzgar gözlerini yere indirdi.

“Babamla ilgili ne biliyorsun?” dedi Güneş.

Rüzgar ona baktı.
Güneş’in gözlerinde korkusuz bir kararlılık vardı.
Ve Rüzgar ilk kez gerçekten kırılmış gibi konuştu:
“Pilot, sadece senin baban değil… benim de hayatımı mahveden adam.”

Defterine o gece şunu yazdı:
“Gerçekler acıtır ama susmak, yavaş yavaş öldürür.”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar