☀️ 29
. Bölüm — Kalabalığın Ortasında Bir Yüz ☀️
Kalabalık, geceye ait olmayan bir enerjiyle dolmuştu.
Neon ışıklar, gülüşler, müzik sesi... Herkesin ritme kapıldığı, anın tadını çıkardığı bir geceydi bu. Şehir merkezindeki konser alanı gençlerle dolmuş, sokaklar adım atılamayacak kadar hareketliydi.
Güneş, konser alanına adım attığında etrafına kısa bir bakış attı.
Bileğine takılan fosforlu bileklik parlıyordu, saçlarını açık bırakmıştı; hafif dalgalı, rüzgârda dans eder gibi. Üzerinde yüksek bel siyah bir pantolon ve bordo askılı bir bluz vardı. Ceketini koluna almış, yanında yürüyen yakın arkadaşı Ayça’ya gülümsüyordu.
Ayça heyecanla konuşuyordu:
“Düşünsene, belki sahneye çıkar birileri! En önden izlemeliyiz!”
Güneş başını salladı, içten olmasa da kırmamaya çalışarak.
Kendini eğlenmek zorundaymış gibi hissediyordu. Oysa içindeki sessizlik çığlık gibiydi.
Kalabalığın içine karıştıklarında müzik yavaşça yükselmeye başladı. Güneş başını hafifçe kaldırdığında, kalabalığın arasında biri gözüne takıldı.
Bir anlığına kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.
O boy, o duruş, o siyah ceket...
Ferhat mıydı?
Kalabalık arasında yüzünü tam seçemedi. İçine bir titreme yayıldı.
Adımlarını yavaşlattı.
Gözlerini kısmaya çalıştı ama ışıklar çok fazlaydı.
Birkaç saniye sonra o çocuk döndü.
Hayır. O değildi.
Sadece bir yabancıydı.
Ferhat’a sadece birkaç açıdan benzeyen biri.
Güneş’in içi garip bir şekilde burkuldu. Sanki ciğerlerine bir sis dolmuştu. Eğlenmeye çalışıyordu ama artık sesi duyamaz hâle gelmişti. Müzik bile anlamını yitirmişti.
Ayça bir şeyler söyledi ama Güneş duymadı.
Sadece boğazı düğümlendi.
“Biraz başım ağrıdı,” dedi yavaşça. “Yürüyebilir miyiz biraz?”
Ayça bir an duraksadı. “Tabii ki.”
Kalabalığın içinden çıkıp daha sessiz bir köşeye yürüdüler.
Işıklar hâlâ gözlerini kamaştırıyordu ama uzaklaşmak iyi gelmişti.
Bir bank buldular. Güneş oturdu, Ayça da yanına.
Bir süre sessiz kaldılar.
Konserin sesi uzaktan bir uğultu gibiydi artık.
Ayça, “İyi misin?” diye sordu.
Güneş başını salladı.
“Bazen… Sadece bazen… Kendi içimden çıkmak istiyorum,” dedi usulca. “Ama olmuyor.”
Ayça onun elini tuttu.
“İçinden çıkmana gerek yok. O hâlini kabullenmek yeter bazen.”
Güneş ona baktı, hafifçe gülümsedi.
Gözlerinde hâlâ biraz ferhat vardı.
Ama bu gece onu silmeye çalışmadı.
Sadece onunla birlikte oturdu. Yanında taşıdığı bir parça gibi.
Yorumlar
Yorum Gönder