☀️ 27. Bölüm — Bir Günlük Güneş ☀️
Sabah, otelin balkonuna çıkan Güneş’in yüzüne çarpan ilk şey, temiz dağ havası oldu. Gözlerini ovuşturdu, saçlarını dağınık bıraktı ama gülümsedi. Bugün bir başka uyanmıştı. Belki hâlâ içinde eksik bir şeyler vardı ama… oradaydı. Yaşıyordu.
Kahvaltı salonuna indiğinde Aslı çoktan masayı doldurmuştu bile.
— “Geç kalırsan simitleri kaparım, ona göre!”
— “Sen zaten bu geziye karın tokluğuna katılmış gibisin,” dedi Güneş gülerek.
Kahvaltı sonrası ilk durak: doğa yürüyüşü.
Ayaklarında spor ayakkabılar, sırtında minik bir çanta… Güneş her adımda özgür hissediyordu.
Yürürken Aslı ona anlamsız şarkılar söylüyor, etraftaki her kelebeğe isim takıyordu. Güneşse gülüyordu. Çok uzun zamandır böyle içten gülmemişti.
Öğle saatlerinde bir göl kenarında piknik yapıldı.
Kızlar yere battaniye serdi, sandviçlerini paylaştı. Arka planda su sesi, rüzgâr ve Aslı'nın sürekli Güneş’e "Bence sen tekrar yazmaya başlamalısın" ısrarı vardı.
Güneş sadece başını salladı. Belki, dedi içinden. Belki…
Akşama doğru kamp ateşi yakıldı.
Birileri gitar çaldı. Güneş sessizce izledi. Bazı anlar vardı; dokunmazdın, sadece şahit olurdun.
Birileri dans etti, bazıları şarkı söyledi.
Güneşse gökyüzüne baktı.
İçinden "Keşke burada olsaydın," dedi.
Kime olduğunu ikisi de biliyordu.
Gece, otele döndüklerinde Aslı yorgunluktan hemen sızdı.
Ama Güneş uykusuzdu.
Gözleri hâlâ yıldızlarda, zihni hâlâ o anılardaydı.
Yavaşça günlüğünü açtı ve bir cümle yazdı:
“Bugün iyileşmeye başladım. Ama hâlâ eksik bir şey var. Belki biri, belki bir ses. Belki de kendimim.”
Yorumlar
Yorum Gönder