☀️ 25. Bölüm — Kalabalık İçinde Bir Kişi ☀️
Sabah olmuştu. Güneş, okulun önünde sıraya giren öğrenci kalabalığına bakarken, biraz endişeyle çantasını daha sıkı kavradı. Sanki geziye değil de başka bir şeye gidiyorlarmış gibiydi.
Ama sonra… o tanıdık sesi duydu:
— “Beni beklemeden mi gidiyorsun Güneş Hanım?”
Döndü. Aslı.
Güneş’in sınıf arkadaşı değil, hayat arkadaşı gibi olmuştu son birkaç ayda. Ferhat’ın gidişiyle boşalan duvarlara onun sesi çarpıyordu artık. Onun gülüşü yankılanıyordu Güneş’in sessizliğinde.
Ve Güneş, farkında olmadan hep onun yanında yürümeye başlamıştı. Çünkü bazen dostluk, birkaç kelimelik geçmiş değil, birkaç sessizliklik anlayıştı.
Aslı, her zamanki gibi rengarenk giyinmişti. Üzerinde açık mavi oversize bir sweatshirt, altında gri eşofman pantolon. Saçları salaş bir topuzdaydı ama içinden çıkan birkaç tutam onu daha da canlı gösteriyordu.
Güneş ise beyaz gömleği ve sade makyajsız haliyle yanında daha soluk kalıyordu, ama bu onun umurunda değildi. Çünkü Aslı’nın yanında olmak, biraz nefes almak gibiydi.
Otobüste de yan yana oturdular. Güneş başını cama yasladı, Aslı yanına çantasından çıkardığı krakerlerden uzattı.
— “Sen bugün biraz başka gibisin,” dedi Aslı.
— “Değilim. Sadece… belki biraz fazla içimdeyim.”
Aslı başını salladı. Daha fazlasını sormadı.
Ve Güneş, onun bu sormama haline minnettar kaldı.
Gezi boyunca nerede bir fotoğraf çekilecek olsa, Güneş onun yanında durdu.
Yürürken onun adımlarına ayak uydurdu.
Kahkahalar atılırken, sadece Aslı’nınkine kulak verdi.
Çünkü kalabalıklar Güneş’i korkutuyordu artık. Ama Aslı’yla olunca, o kalabalığın içi boşalıyordu.
Ama bir şey daha vardı… Güneş ne kadar konuşsa da, bir an geliyor, bir köşeye çekiliyor ve gökyüzüne dalıyordu. Aslı onu tanıyordu.
Gözlerini bulutlardan alıp onunla karşılaştığında, hiçbir şey demeden elini tutuyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder