☀️ 24. Bölüm — Yolda Olmak ☀️

Güneş yatağının üstünde bağdaş kurmuş oturuyordu. Odanın içinde hafif bir müzik çalıyordu; neşeli sayılmazdı ama acıklı da değildi. Sadece düşünmelik.

Annesi birkaç gün önce gezi formunu doldurup teslim etmişti. “Hayata biraz karış,” demişti kadın.
Güneş ise sadece başını sallamıştı. “Tamam.”
Şimdi ise dolabının karşısında oturuyor, ne giyeceğine değil, kim olacağına karar vermeye çalışıyordu.

Gömlek mi? Sweatshirt mü? Güneşlik bir hava vardı ama içi hep biraz soğuktu.
Beyaz, bol bir gömlek çıkardı askıdan. Altına kot pantolon… sade, ama dikkat çeken bir şeyler vardı üzerinde.
Aynaya baktığında, saçlarını açık bırakmak istediğine karar verdi. Gözlerinin altı hafif mor, ama o “uykusuzum” ifadesi ona yakışıyordu bir şekilde.
Bakışlarında bitmemiş cümleler, tamamlanmamış mesajlar vardı.

Çantasını açtı. En üste defterini koydu. Yazmazsa çatlayacaktı çünkü. Belki otobüste, belki mola yerinde bir sayfa karalayabilirdi.
Yanına kulaklığını aldı, mendil, kalem, biraz umut, biraz geçmiş.

Aklının bir köşesinde hâlâ Ferhat vardı.
“Gelseydi güzel olurdu,” dedi sessizce kendi kendine.
“Yine de güzel olmalı. Olmalı…”

Aynaya bir kez daha baktı.
Hazır mıydı?
Değildi.
Ama yola çıkmaya hazır değilsen bile, bazen çıkmak gerekirdi. Belki yolun kendisi seni tamamlardı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar