☀️19.bölüm , kafam kalabalık kalbim sessiz
Sabah alarmı çaldığında Güneş, gözlerini yavaşça açtı. Griye çalan perdelerden sızan ışık, odanın köşelerine hafifçe vuruyordu. Yatağında doğrulmadan önce birkaç saniye daha öylece yattı. Düşüncelerini toplayacak hâli yoktu. Bir rüyayı unutmuş gibiydi ama içindeki his kalmıştı.
Yataktan kalktı, aynaya yaklaştı. Saçları dağınıktı, gözlerinde bir yorgunluk... ama bir şey daha vardı: alışkanlık. Her sabahki gibi, yüzüne hafif bir tebessüm kondurmaya çalıştı ama dudaklarının kenarı titredi sadece.
Kombinin çıtırtısıyla birlikte banyodan çıkan buhar, mutfağa yöneldiğini haber verir gibiydi. Güneş, üzerini giyinmek için dolabına yöneldi. Beyaz oversize bir kazak, altında koyu gri pileli etek… rahat ama içinde bir ‘özen’ vardı. Belki de kendi kendine “iyi görünmeliyim” deme çabasıydı bu.
Okulun koridorları, sabahın o karmaşık sesiyle doluydu. Kahkahalar, çantaların sürtünme sesi, sınıf listeleri… Güneş sınıfa girdiğinde pencere kenarındaki sıraya oturdu. Çantasını yavaşça masanın yanına koydu. Kalemliğini çıkarırken bir not düştü yere, kağıdı tanıyordu.
Ferhat’ın bir zamanlar yazdığı o küçük kâğıt parçasıydı. Kaldırdı, kimse görmeden hemen defterinin arasına koydu. O an sadece içinden, "Daha kaç kere böyle aniden çıkacaksın karşıma?" diye geçirdi.
Yan sıradaki Melis, saçlarını atarak yana döndü.
“Bugün çok sessizsin,” dedi.
Güneş kısa bir gülümsemeyle, “Sadece uykusuzum,” dedi. Oysa uykusuzluktan değil, düşünmekten yorgundu.
Teneffüs zili çaldığında herkes dışarı fırladı. Güneş kalemini bırakıp pencereye döndü. Avluda yürüyen öğrencileri izlerken, bir an elinde telefonu hissetti. Açmak istemedi ama parmakları otomatik bir refleksle ekrana dokundu. Instagram simgesine bastı.
Ana sayfada dolanırken tanıdık bir kullanıcı adını gördü. Ferhat’ın bir arkadaşı. Profiline girdi, dikkatlice baktı… Ferhat etiketlenmemişti ama o ortamı tanıyordu.
Güneş'in gözleri kısıldı. “Demek oralardasın,” dedi kendi kendine. Kızmadı, üzülmedi. Sadece biraz daha sessizleşti.
Yorumlar
Yorum Gönder