☀️ 22. Bölüm — Rastlantı Değil ☀️

Güneş, Rüzgar’ın uzattığı deftere baktı. Sayfalar gelişigüzel karalanmış, bazı işlemler yarım bırakılmıştı.
“Sanırım kafan karışmış,” dedi gülümseyerek.
Rüzgar kaşlarını kaldırdı. “Kafam genelde karışık zaten.”

Güneş hafifçe güldü. İlk defa o kadar derin bir kahkaha atmasa da, dudaklarının kenarı kıvrılmıştı. Bu, uzun zamandır ilk defa kendiliğinden gelen bir tepkiydi.

“Bak şimdi,” dedi kalemi eline alarak.
Deftere eğildiler. Güneş adım adım anlattı, Rüzgar ise başını sallayarak dinledi.
Ama gerçekten konuyu anlamaya mı çalışıyordu, yoksa onun konuşmasını mı dinliyordu, bu biraz karışıktı.

“Sen baya iyi anlatıyorsun,” dedi Rüzgar, başını yana eğip ona bakarken.
“Sen de baya dikkatsizmişsin,” dedi Güneş hafifçe göz devirmeyi ihmal etmeden.
“Yani... haklısın.”

Aralarındaki bu küçük atışma, bir anda ortamı daha rahat hale getirmişti. Dışarıda teneffüs zili çaldı. Sınıf yavaş yavaş dolmaya başladı ama onlar konuşmaya devam etti.

“Bu arada,” dedi Rüzgar, sırt çantasını toparlarken, “yarınki okul gezisine sen de geliyor musun?”
Güneş bir an durdu. “Evet. Annem beni yazdırmış.”
“Harika,” dedi Rüzgar, göz kırpar gibi yaparak. “O zaman yarın rehberlik defterinin yanında değil, gerçekten yanında otururum.”

Güneş şaşırdı. Öyle şakacı, rahat bir şeydi ki bu...
Alışık olduğu Ferhat’ın cümlelerinden çok farklıydı.
Daha hafifti... ama belki de tam da bu yüzden kalbine biraz iyi geldi.

“Bakarız,” dedi, gülümseyerek.
Rüzgar çıkmadan önce kapının eşiğinde durdu.
“Bence... bazı rastlantılar tesadüf değildir, Güneş.”

Güneş, o anda içinden geçen hisse anlam veremedi.
Ama adının onun ağzından bu kadar yumuşak çıkması bile, kalbinde incecik bir iz bırakmıştı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar