☀️ Sessiz Güneş

Bölüm 2 – İlk Rüzgâr (Genişletilmiş)

Güneş, sessizliğin içine gömülmüş halde oturuyordu.
Denize bakıyordu ama aklı orada değildi.
Dalgalar kıyıya vuruyor, martılar ötüyordu ama o hiçbirini duymuyordu.
Sanki tüm dünya dışındaydı.

İçinde bir boşluk vardı.
Ne büyük ne küçük.
Sadece... dolu olması gereken bir yerin, yıllardır boş kalmış hali.

Tam o an,
hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşündüğü o anda,
bir ses duydu arkasından.

“Soğuk sevmiyorsan, rüzgârla barışamazsın.”

Küçük bir cümleydi.
Ama Güneş’in kalbindeki duvara ilk defa biri elini uzatmış gibiydi.
Yavaşça döndü.

Uzun, dağınık saçları rüzgârda savruluyordu çocuğun.
Üzerinde siyah bir mont vardı, elleri cebindeydi.
Yüzüne gölge düşmüştü ama gözleri çok netti.
Bakmıyordu… görüyordu.

“Soğuğu değil, sessizliği seviyorum,” dedi Güneş.

Çocuk dudaklarını hafifçe yukarı kıvırdı.
Gülümsemedi.
Ama Güneş o bakışın içindeki kırgınlığı tanıyabildi.
Çünkü kendisi de taşıyordu aynısını.

“Ben de,” dedi sadece.
“Sessizlik… bazen her şeyden daha gürültülü olur.”

Bir süre konuşmadılar.
Oturmadı, Güneş’in yanına.
Ama gitmedi de.

Birbirlerine sadece varlıklarıyla eşlik ettiler.
Ve o gün, ikisi de farkında olmadan bir şey başladı.
Henüz adını koyamadıkları bir bağ…
Rüzgârın taşıdığı,
ama denizin sakladığı bir sır gibi…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar