Sıkıntılar insanı olgunlaştırır demir ateş haline gelmeden çelik olmaz.
O sıkıntılarda olgunlaşmasını biliceksin sıkıntılar insanı ileriye götürür.
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Bu blogdaki popüler yayınlar
☀️ 35.bölüm • Göz Göze ☀️ “Dün…” Güneş içinden geçirdi bu kelimeyi. Dün yaşadığım şeyi kimseye anlatamam. Belki sadece kendime. Belki sadece... sayfama.” Dershaneden çıkmıştı. İnsanlardan yorulmuştu. Herkesin sorduğu sorulardan, karşılıksız bakışlardan… biraz yürümek istiyordu. Telefonda Aslı vardı. Sıradan, eğlenceli bir konuşma. Caddeden yukarı doğru yürümeye başladı. Gözlerini dar sokaklara çevirdiğinde, içinde bir huzur vardı önce. Sessizlik. Rüzgârın taşıdığı toz kokusu, taş kaldırımların ürkek sesi. Ama sonra… “Ben silahımı kaybettim!” Güneş, o sesi duyduğunda tüm tüyleri diken diken oldu. “Bana silah getirin! O orayı bilmiyor… onun bir şeyi var. İyi mi o?!” Arkasına döndü. Simsiyah bir çocuk. Siyah tişört, siyah pantolon. Belinde silah koymak için bir kılıf vardı. Saçları sıfıra yakın kısalıktaydı. Ve gözleri… Kıpkırmızı. Koşarak yanından geçti. Sonra bir anda durup ona döndü: “Belsa AVM nerede biliyor musun?” Güneş'in kalbi hızlandı. Eli telefonun ses...
☀️ 34.bölüm • Cevapsız Sorular ☀️ Güneş elinde fotoğrafla mutfağa doğru yürüdü. Annesi masanın başında, sessizce çay içiyordu. Yorgun görünüyordu ama yine de mutfağa hâkim olan o “anne” kokusu, bir anlığına Güneş’in içini rahatlattı. Ama bu rahatlık kısa sürdü. Güneş, fotoğrafı annesinin önüne bıraktı. "Anne..." dedi, sesi çatallıydı, boğazında düğüm gibi bir şey vardı. "...Pilot kim?" Annesi dondu. Ellerini çayın üstünde birleştirdi, başını yavaşça kaldırdı. Göz göze geldiler. O anda Güneş, annesinin gözlerinde bir şeyin kırıldığını fark etti. Sanki yıllardır saklanan bir sır, sonunda ağırlığını taşıyamamış gibi dökülecekti. "Kim verdi bunu sana?" diye sordu annesi kısık sesle. "Önemli değil," dedi Güneş. "Sen anlat." Kadın derin bir nefes aldı. Sanki yıllar öncesine geri gidiyordu zihni. “Sen doğduğunda... babanı kaybettik sanmıştım. Daha doğrusu... bizden uzak kalmayı tercih etti.” “Yani o yaşıyor...” Güneş’in sesi he...
☀️ 39. Bölüm: “Rüzgarın Gerçeği” Tepede oturuyorlardı. Güneş ellerini ceketinin cebine sokmuş, titriyordu. Ama soğuktan değil, içindeki sorulardan. Rüzgar gözlerini yere dikti. “Güneş… senin baban, Miran… benim hayatımı değiştirdi. Hem de kötü anlamda.” Güneş sessizce baktı, cevap istemedi, sadece devam etmesini. “Babam... masum bir adamdı. Uçak teknisyeni. Miran’la aynı ekipte çalışıyordu. Sonra bir gün ortadan kayboldu. Haftalar sonra gözaltına alındı. ‘Uçuş sabotajı’ dediler. Ama kanıt yoktu, sadece biri onu suçladı. O kişi senin babandı.” Güneş’in gözleri doldu. Ama ağlamadı. Rüzgar devam etti: “İşte o gün anladım; herkes adaletli değil. Ve bazen kötüler kazanıyor.” Birden arkadan soğuk bir ses geldi. “Yeter.” Döndüler. Atlas. Karanlık montu, keskin bakışları. Rüzgar’ın sesi buz gibiydi. “Sen ne arıyorsun burada?” Atlas sadece Güneş’e döndü: “Geçmişi kurcalamak seni iyileştirmez. Bazen bazı cevaplar, birini kurtarmaz; sadece seni boğar.” Sonra sessizce...
Yorumlar
Yorum Gönder