☀️16. Bölüm: Sessiz Çekiliş
Güneş, Rüzgar’ın yanında yürürken sessizdi. Ayak sesleri kaldırıma düşen gölgeleri kadar belirsizdi. Hava serin değildi ama Güneş’in içine öyle bir soğuk çökmüştü ki, sanki ciğerlerine kadar buz tutmuştu.
Rüzgar dönüp baktı, dudaklarının kenarıyla gülümsemeye çalıştı.
"İstersen seni eve bırakayım," dedi.
Güneş başını hafifçe salladı, "Gerek yok... yürümek iyi gelir belki."
Bir süre daha sustular. Rüzgar sessizliğe alışık değildi, özellikle Güneş'le beraberken. Onun kahkahalarını, gözlerinin içini güldüren bakışlarını sevmişti. Ama o gün Güneş’in gözleri uzaklara bakıyordu. Rüzgar’ın değil, başka birinin geçmişinde kaybolmuş gibiydi.
“Güneş,” dedi Rüzgar yavaşça, “Beni düşünmen gerekmiyor. Senin içinden geçenleri anlıyorum, belki de buraya ait değilsin. Belki de… bana ait değilsin.”
Güneş başını çevirdi. Gözlerinin içi parlamıyordu artık, ama hâlâ dürüsttü.
“Ben bazen kendime bile ait hissetmiyorum, Rüzgar. Kafam karışık... kalbimse daha da sessiz.”
Rüzgar durdu. Birkaç saniye boşluğa baktı.
“Ben seni sevdim. Hâlâ da seviyorum. Ama sevilmek bazen yetmiyor galiba.”
Güneş bir şey diyemedi. Bu sefer gerçekten kelime bulamıyordu.
O an fark etmedi ama bu sahne, Rüzgar’ın hikâyedeki son cümlelerinden biriydi. Güneş’in hayatında, bir devrin yavaşça kapanış anıydı bu.
Günler geçti. Rüzgar daha az yazmaya başladı. Güneş de sormadı.
İçinden geçenleri notlara, sayfalara, rüzgara bıraktı.
Sonra bir sabah...
Bir bildirim geldi.
Ferhat seni takip etti.
Elindeki kahve bardağı titredi. Ekrana bastı. Profiline baktı. Bir şey yazmamıştı. Ama o isim... o fotoğraf... zaman durmuştu sanki.
İlk mesaj ondan geldi:
“Artık seni saklamadan takip edebiliyorum galiba :)”
Güneş bir süre cevap vermedi. Ertesi gün sadece bir emoji attı: 🌙
Ve işte o küçük ay emojisi, koca bir geçmişi tekrar canlandırdı.
Sonraki gün birkaç kelime... sonra uzun cümleler…
Ferhat aynı Ferhat’tı.
Ama daha sakin, daha gerçek, daha… “bekleyen” biri olmuştu.
Bir akşam mesaj attı:
“İki yıl güzelim…
İki yıl sonra sen kendi kararlarını verebildiğinde, biz yine olacağız.
Hatta seni istemeye geleceğim, söz mü?
Ama arada özlersek buradan yazarız birbirimize.
Sadece unutma… ben hep buradayım.”
Güneş gözlerini ovuşturdu. Kalbi sıkıştı, sanki bir şey içine battı.
Cevap yazdı:
“Sen evlenirsin. Başka biri olur hayatında.”
Birkaç saniye sonra gelen cevap:
"Güneşim… sen bana inanıyor musun?
Bak, ikimiz de hâlâ birbirimize inanıyoruz."
O cümle geldi ve oturdu yüreğinin tam ortasına.
Cevap yazmadı.
Ama ekranı kapatırken kendi kendine fısıldadı:
“Evet… inanıyorum.”
Yorumlar
Yorum Gönder